Krallığın Babadan Oğula Geçmesine Ne Denir?
Bugün biraz kafa dağıtalım, hem de bayağı bir kafa. İzmir’de sabah işe gitmek için metroya binmeden önce, aklımda bir soru beliriverdi: Krallığın babadan oğula geçmesine ne denir? Ciddi ciddi bu soruyu düşündüm. Hani, bazen sorular var ya, aklınızdan geçerken size çok komik gelir ama sonrasında “Neyse ki, bu kadarını düşünmedim” diyerek geçiştirirsiniz. İşte tam da o anlardan biriydi.
Krallık, Oğul, Taht ve Diğer Her Şey
Biraz daldım, biraz gezindim. Sonra düşündüm ki, bu sorunun cevabını bulmakta fayda var. Beni tanıyanlar iyi bilir: Bir şey hakkında fazla düşünmek, İzmirliliği meşhur yapmış eski alışkanlıklarımdan biri. Bu durumda da, kafamda “Krallığın babadan oğula geçmesi” konusu belki de bir tür aile geleneği gibiydi. Hani, herkesin bildiği o anı, krallık babadan oğula geçer, sonsuza kadar… Sonra? Ne oluyor? Bir de bakıyorsunuz ki “taht” birazcık sararmış, yerine başka bir şey düşünülmüş ama sanki aynı hayatı yaşıyorsunuz.
Krallığın babadan oğula geçmesi… Cevap, aslında çok basit: Saltanat. Yani, babanın tahtı oğluna devretmesi. Ama bu kadar basit mi gerçekten? İşi daha derinlemesine ele alalım.
Evde Saltanat: “Benim Oğlum Da Krallıkta”
İzmir’deki evimizde küçük ama çok renkli bir aile yapım vardı. Herkes, babamın liderliğinde hareket ederdi. Gerçekten, babam evdeki “krallığın” başıydı. Biz çocuklar ise onun küçük danışmanlarıydık. Şimdi bakınca fark ediyorum da, evdeki o “krallığın babadan oğula geçmesi” tabiri, neredeyse bire bir işliyordu.
Bir gün, babam ne yapacağını bilememişti. Oturduk, hep beraber akşam yemeği yerken babam yemek için en sevdiği tabakları sırasıyla bize dağıttı. Kimse itiraz etmedi tabii. Çünkü babam, tahttaydı ve biz sadece onun verdiği kararlara uyardık.
Baba: “Bakın, o tabak benim en sevdiğim tabak. Ama o tabak burada kimseye verilmez. Hah, iyi çocuklarım.”
Ben: “Tabii baba, tabii… Bizim için de sorun değil. Zaten o tabak daha çok sana yakışıyor.”
Baba: (gülümseyerek) “Hah, bir dakika… Oğlum, siz de bir şeyler söylüyorsunuz ama, babadan oğula geçer!”
Ben: “Ne demek istiyorsun?”
Baba: “Bu evin krallığı burada benim ve sonsuza kadar devam eder!”
Şimdi düşündüm de, o an babamın “krallığın babadan oğula geçmesi” fikrini ne kadar ciddi bir şekilde uyguladığını fark ettim. Ama benim iç sesim şöyle diyordu: ”Bu çocuklar… Biraz sabır, krallık size de gelecek!”
Bir An İçin Krallıkta Yönetici Olmak
Düşünsenize, ben bir gün gerçekten kral olursam, ne olur? Yani, evet, kendi başıma bir “krallık kurma” fikri olabilir ama hayatın pratiklerine bakınca, böyle bir şey mümkün mü? Kral olmak zormuş! Şu an için sadece “taht” diye düşündüğüm, akşam yemek masasında bana en yakın koltukmuş gibi hissediyorum. Bir an için yöneticilik duygusu çok gerçekti. Ama işin gerçeği, krallığın babadan oğula geçmesi, genellikle çok daha ağır bir sorumluluk anlamına geliyordu. Çünkü taht sadece bir sandalye değil; arkasında bir sürü insan, alınan kararlar, yapılan değişiklikler var.
Tabii ki evde krallıkta yönetici olmamıza karşın, gerçek dünyada babamın tahtını devralmak öyle kolay olmayacak. Belki de o yüzden bu “saltanat” işini gereksiz yere büyütüyorum. İç sesim bir şeyler söylemeye devam ediyor: “Baba, bir gün tahtı devralacağım ama şimdilik yemek masasında oturuyorum, kabul et.”
Kral Olmak Kolay mı?
Gerçekten kral olmak kolay mı? Bunu tartışalım. Günümüzde, kimse tam anlamıyla bir kral değil. Ama iş dünyasında, bazen öyle bir pozisyona geliyorsunuz ki, yönetici veya patron gibi hissediyorsunuz. O zaman da “saltanat” denen şey, babadan oğula geçmekten çok bir tür iş değişimi gibi oluyor.
Bazen patronumla konuşurken şunu düşündüm: “Bir gün bu iş yerinin tahtını devralırım ama bu biraz baba oğul ilişkisi gibi olur, değil mi?” (Evet, burada da kendi kendime düşünüp gülüyorum çünkü patronum bana “bu işler çok ciddi” dediğinde ben kendi çapımda gülüyordum.)
Sonuç Olarak
“Krallığın babadan oğula geçmesine ne denir?” sorusunun cevabı aslında basit ama bir o kadar da derin. Evet, saltanat. Ama saltanat, yalnızca tahta oturmak değil, sorumluluk almak, insanlara rehberlik etmek, bazen de yönetimde olan kişiyle aranızdaki ilişkiye göre şekilleniyor.
Bu arada, İzmir’deki evde hala o tahtta babam oturuyor ama ben de her geçen gün daha fazla “taht” için hazırlıklı hissediyorum. Belki bir gün o tahtı devralırım. Ama şimdilik yemek tabağıyla idare ediyorum. Kim bilir, belki bir gün evdeki krallık gerçekten babadan oğula geçer. O zaman hepimiz birer kral oluruz. Ama tabii ki, saltanat da… O çok güzel bir hayal.